kış yeli ellerime,
ellerim cümlelere bulaştırır soğuğu
ciğerlerime bir çentik daha atar parmak heceleri
dokunabilmeni dileyebilirdim belki
her heceyi beşe tamamlamanı,
sır gibi kaybolmanı
bir çığlık koparabilmeni
çığın altında boğulabilmeni dileyebilirdim belki...
oysa bizim adımıza çıkmıştı dedikodu fiskosları,
beyazda ayrılacaklar
tutanacaklar alacakaranlığın körlüğüne
karayla tanışacaklar
kuruyacak yaşlar seher yelinde...
bir düş penceresinin camlarının ar damarı çatlamış işte
temelleri oluşmamış eller ölümün soğuğunda üşürmüş.
haklılık paylarını dağıtmış bir kış yeli
ellere,
ellerden cümlelere bulaşırmış bu soğuk
üşürmüş hep masal zamanı el kadar çocuk...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder